Sekreterim Sibel ile yaşadığımız bir macerayı daha önce burada sizlere anlatmıştım. Biliyorsunuz Sibel 18 19yaşlarında, tam fettah, bir seks makinesi müthiş bir kız. Artık her gün onunla defalarca sevişiyoruz.
Bu arada onu doyurabilmek ve böylesine körpecik bir kızı hergün defalarca sikebilmek için, kendime de özel bir bakım uygulamaya başladım. Artık, hergün kaymaklar, ballarla kendimi besliyordum. Kolay değil, 40 yaşında birinin, 18 yaşında körpecik bir kızı defalarca sikmesi. Bir gün, Sibel geldi bana “Patron, ablamı da siker misin?” diye pat diye bir soru sordu.
Çok şaşırdım tabii. Sibel, 3 kızkardeşin en küçüğü idi. Ortanca ablası 21 yaşında, bir sigortacının yanında sekreterlik yapıyor ve nişanlıydı. Onu tanıyordum. Dalyan gibi bir kızdı. Sevgi ara sıra öğle tatilinde bize uğruyor, birlikte yemek yediğimiz oluyordu. 1.70’in üstünde bir boy, nefis bir vücut vardı. Yani Sibel gibi ufak tefek değildi.
Bir de evli 25 yaşlarında bir ablası vardı ki, onu sadece bir kez görmüştüm. O da bildiğim kadarı ile yine bir şirkette çalışıyordu. Yalnız şu vardı ki, her üç kızkardeş de, doğrusu birbirinden güzel yaratıktı.
Sibel, “Ablamı da siker misin?” diye sorunca, ben de gayri ihtiyarı “Hangisini?” diye sordum. O da, “Sevgi ablamı sikeceksin patron. Seni öyle bir anlattım ki, mutlaka beni de siksin, o yarağı ben de tatmak istiyorum diye bana yalvardı” dedi.
Neredeyse bir yaşıma daha girecektim, benim 17’lik fettan, beni ablasına pazarlamıştı. Belki ablası Sibel’den 4 yaş büyüktü ama o da körpe sayılırdı. “Yalnız, kızım ablam nişanlı değil mi? Sonra nişanlısı kızmasın” dedim. “Yok patron, merak etme. Nişanlısının haberi olmaz. Zaten, nişanlısının yarağı, seninkinin yarısı kadarmış. Sevgi ablamı bir türlü tatmin edemiyormuş. O yüzden senin yarağının tadına bakmak istiyor” dedi.
Kör istermiş bir göz, Allah vermiş iki göz hesabı, “Tamam” dedim. “Ona da tattırırız. Biz de onun tadına bakarız artık… Ben yalnız zamanı ayarlayayım da ona göre birlikte oluruz” dedim.
Hafta sonu için, üçümüz birlikte, Tekirdağ’daki benim yazlığa gitmeye karar verdik. Orası, şimdi hem sakin, hem de sessiz olduğu için, çok güzel bir gün geçirebileceğimi düşündüm.
Bunlarla sabah erkenden, büroda buluştuk. Sibel zaten her zamanki gibi daracık mini eteğiyle, dolgun göğüslerini sergileyen bir penye giymişti. Ablası ise daracık bir pantolon ve yine üstünde askılı bir bluz vardı. Ikisi de, insanı baştan çıkartmaya yemin etmiş gibiydiler.
Atladık arabaya, yolda da alış veriş yaparız diye, çıktık yola. Erken saatler olduğundan fazla trafik de yoktu. Yalnız, benim yanıma oturan Sibel yol boyunca, elini sikimden çekmedi. Ben elini ittikçe, o fermuarımı indirmeye çalışıyordu. “Kızım dur, kaza yapacağız. Başımı belaya sokma benim…” dedikçe, “Ne olur patron, ağzıma almak istiyorum” diye yalvarıyordu. Hiç sabrı da yok zillinin. Mecburen bastık gaza, bir an önce yazlığa geldik. Bu arada ancak 5 dakika bir yerde mola verip, nevale aldık. Tabii ki şarap da.
Tahmin ettiğim gibi, yazlık site hala bomboştu, belki bir iki yaşlı yazlıkçılar vardı ama onlar da bizi rahatsız etmezdi.
Evden içeriye girer girmez, Sibel sanki bir panter gibi kucağıma atlayıp, bacaklarını belime doladı ve dudaklarıma yumuldu. O kucağımda bir elimde paketler, bir elimde Sibel’in kalçasında, o vaziyette öpüşerek mutfağa kadar gittik. Ablası da, arabada kalan diğer paketleri alıp, bizi takip ediyordu. Kardeşinin bu kadar azgınlığına o da hayret etmişti ki, “Dur be kızım, gün torbaya girmedi ya.” Diyerek azarladı.
“Hadi” dedim. “Ne de olsa yol yorgunuyuz, bir duş alalım da, daha rahat ederiz” diyerek, hep birlikte duş almayı teklif ettim. Nasıl olsa, akşama kadar bu iki ilik gibi kızı sikip duracaktım. Her ikisi de bunun için yanımdaydı. Bunun verdiği rahatlıkla hiç acele etmiyordum.
Yatak odasında soyunmaya başladık. Onların soyunması zaten dakikayı bile bulmadı. Sibel’in kucağıma oturması ve yapacaklarımı düşünmem nedeniyle, bizim 23’lük alet zaten pantolonu zorluyordu. En son ayağımdan külotumu çıkarınca, Sevgi’nin gözlerindeki şaşkınlık ve hayranlık ifadesini görmenizi isterdim. “Hakikatten patron, Sibel’in dediği kadar varmış senin yarağın. Ne müthiş şey bu böyle…” diyerek hayranlığını belirtti.
Şofbeni yakıp, ılık suyun altına birlikte girdik. Onlar beni, ben onları sabunlayıp duruyoruz. Önümde kazık gibi duran sikimle bir Sibel oynuyor, bir Sevgi… Sonunda Sevgi dayanamadı ve önümde diz çöküp, benimkini ağzına alıp yalamaya başladı. Onu öyle görünce, Sibel de, eğilim, kedilerin birbirinin ağzından lokma kapması gibi, ablasının ağzından yarağımı çekip, emmeye başladı. Benim koca yarak, bir Sevgi’nin bir Sibel’in ağzına girip çıkıyor, mutluluktan küt küt atıyordu.
Ikisini de kollarından tutup kaldırıp, “Bu kadarı burada yeter, haydi yatağa geçelim de işimize bakalım” dedim. Her birimiz öylesine bir kurulandıktan sonra, yarı ıslak yarı kuru, yatak odasındaki geniş yatağa kendimizi attık. Ben sırt üstü yatarken, Sevgi hemen yarağıma tekrar yapışım, emmeye, yalamaya, sömürmeye başladı. Ben de, Sibel’i üstüme çekip, kalçalarından göğsüme oturtarak, amcığını ağzıma alarak, o mis gibi yarığı yalayıp, dilimi içine sokup çıkartmaya başladım.
Sibel’in kaymak gibi amcığını doya doya yalayıp, klitorisini ağzımın içinde evirip çevirirken, bir yandan da, Sevgi’nin kalçalarını okşamaya çalışıyordum. Gerçekten Sevgi de çok güzel bir kızdı ve tam istediğim gibi dolgun kalçalara sahipti. O da benim niyetimi anlamış olmalı ki, iki bacağımın arasından çıkıp, yan dönerek götünü okşayacağım bir pozisyona geldi. Bu arada ağzındaki yarağımı da bir türlü bırakmak bilmiyordu. Ben de, sol elimin orta parmağını önce Sibel’in ağzına sokup, yalattıktan sonra Sevgi’nin götüne sokup çıkartmaya başladım. Sevgi artık kıvama gelmiş, inlemeye başlamıştı. Bunu hissedince biraz daha kıvama gelmesi için, bu kez işaret parmağımı amcığından içeri sokup, baş parmağımı da götüne sokmaya başladım. Amcığı sırılsıklam olmuş, ateş gibi yanıyordu.
Uzerimden Sibel’i kenara iterek, bu sefer Sevgi’yi altıma çektim ve dudaklarına yumuldum. Muhteşem dudakları vardı. Onlar da alev alev yanıyordu. Hemen dilini ağzıma verdi. O dilini öyle bir emmeye başladım ki, altımdaki neredeyse eriyecekti. Boynundan eme eme aşağıya o dolgun göğüslerine inmeye başladım. Memelerinin başı fındık gibi olmuştu. Bir birini emip ısırıyorum, diğerini mıncıklıyorum, sonra ötekine geçiyorum. Çıldıracak gibi olmuştu Sevgi. Bu arada Sibel de yatağın başına oturmuş, bizi izliyordu. Ben ablasının memelerini hallettikten sonra, göbeğine oradan da amcığına indim. Sibel’in amcığının aksine, ablasının amcığı ayva tüyü ile kaplıydı. Tam da azıma layık bir amcıktı. Önümdeki muhteşem amcığa bir yapıştım, hepsini ağzıma alarak, emmeye, dilimi içine sokup çıkartmaya başladım. Bu arada kalçalarını da okşayıp, parmağımı da götüne sokuyordum. Sevgi de, elleriyle başımı bastırıp, “Oh patron, ne kadar güzel yalıyorsun. Sen müthiş bir adammışsın, hiç bu kadar zevk almamıştım. Hadi artık daha fazla bekletme beni… Ben de senin kadının olmak istiyorum” diye inlemeye başladı.
Bunun üzerine amcığından başlayarak, tekrar göbeğine, oradan memelerine ve boynuna gelerek, en son tekrar dudaklarına yapıştım. Kulağına da, “Hadi o zaman yolu sen göster bakayım” diye fısıldadım. Mesajımı hemen anladı ve eliyle yarağıma yapışıp, amcığının üstüne götürdü. Ancak, hemen içine sokmadı. Önce, amcığının üstüne sürte sürte, iyice sulandırdı. Sevgi de bu işi iyi biliyordu. Gözleriyle, “tamam” işaretini verince, benim 23’lük azgını Sevgi’nin o küçücük deliğine öyle bir kökledim ki, kızcağızın gözleri neredeyse yuvalarından fırlayacaktı. Sanırım o da bu kadar olacağını tahmin etmemişti. Alışmış nişanlısının parmak kadar sikine, içine giren böylesine kalın yarak onu bir anda şoka uğratmıştı. Bir anda o ağzı “aaahhhh” diye açılınca, hemen dudaklarına yapışarak, daha fazla bağırmasını engelledim.
Bir yandan dudaklarını ısırarak emiyor, bir yandan bir elimle kalçalarını okşuyor, diğer elimle de memelerini mıncıklarken, kocaman yarağımı da daracık deliğine bıkıp usanmadan sokup çıkarıyordum. Bir müddet böyle içinde gidip geldikten sonra, o da benim sırtımı, kalçalarımı okşamaya başlayıp, “Devam et patron, devam et. Çok güzel sikiyorsun beni. Bugüne kadar hiç böylesine sikilmemiştim. Muhteşemsin. Hadi devam et…” diye inim inim inliyordu. Artık, benim de kendimi tutacak halim kalmamıştı, boşalmak üzereydim ama altımdaki körpecik kızı da riske atmak istemiyordum. “Ben geliyorum, çıkayım mı?” diye sordum. Bunun üzerine bana öyle bir sarıldı ki, anlatamam. “Hayır sakın çıkma. Bunu bozma. Yeni adetten çıktım, bir şey olmaz. Içime boşalmanı istiyorum…” derken sarsılmaya başladı. Belli ki o da geliyordu. Onun bu sarsıntısını karşılıksız bırakmadım ve ben de bu muhteşem yaratığın amcığına öyle bir boşaldım ki, sarsıla sarsıla…
Ikimizde mest olmuştuk. Sevgi çok mutluydu. O kadar tatlı bakıyordu ki bana, ben de saçlarını okşayarak, “Nasıl beğendin mi?” dedim. Başını hafifçe sallayarak, “Çok güzeldi. Bizim kız meğerse ağzının tadını iyi biliyormuş. Seni bana methettiği kadar varmışsın.” Diyerek, dudaklarıma bir teşekkür öpücüğü kondurdu.
Ben Sevgi’yi sikerken, Sibel’i unutmuştum doğrusu. Sibel, elinden oyuncağı alınmış çocuklar gibi, suratını asmış bize bakıyor. Onun bu hali beni de üzdü. “Gel buraya benim küçük orospum. Ben seni unutur muyum? Sen benim tatlı fahişemsin…” diyerek, yanımıza çektim. Sevgi “Ben bir duş alıp da geleyim” diyerek, yanımızdan uzaklaşınca, Sibel de “Oh yahu, nihayet bana kaldı” diyerek, sikime yapıştı. Başladı emmeye, yalamaya. Ben de tekrar sırtüstü kendimi yatağa attım, 69 vaziyetine gelerek, bu sefer Sibel’ciğimin o kaymak gibi amcığını yalamaya başladım. Sibel’i defalarca siktiğim için, benimkinin tadını iyi biliyordu. Gerçi, o ablasını bana ikram etmişti ama şimdi bakıyorum da ablasını kıskanıyordu. Ablasını her zaman sikemeyeceğim için, küçük orospumu da gücendirmek istemedim. Bir müddet birbirimizi yaladıktan sonra, onu önüme alıp, yüzü koyun yatırdım. Önce, kendisini götten sikeceğimi sandı. Belinin altına bir yastık koyup, kalçalarını havaya kaldırdım. O da, kendini serbest bıraktı, bacaklarını iki yana açtı ki, iyice götüne gireyim diye. Ben de önce, sikimin kafasını götüne biraz sürttükten sonra, biraz aşağıya alıp, amcığına olanca gücümle kökledim. Koca alet, benim küçük orospumun daracık amcığına gömülürken, Sibel de o kadar yemesine karşın, gayri ihtiyari bir ahhh dedi. Ustüne yatıp, o dolgun kalçalarını kasıklarımda hissede hissede, altımdaki muhteşem yaratığı kütür kütür sikerken, Sevgi odaya girdi. Bizi o vaziyette görünce, “Aaa ben de bu şekilde isterim. Ben de götten isterim…” demez mi? Sibel’i sikmeyi bırakmadan, bu kez Sevgi’yi de kardeşinin yanına sırtüstü yatırarak, onun amcığını ağzıma alıp, yalamaya başladım. Sol elimle, Sibel’in memelerini mıncıklarken, sağ elimle de Sevgi’nin dolgun kalçalarını mıncıklıyor, orta parmağımı da götüne sokuyordum. 3-5 dakika daha bu vaziyette devam ettikten sonra, boşalacağımı hissettim ve Sibel’in amcığından çıkarttığım yarağımı, bu kez götüne dayayıp, içine kökledim. O kadar götten de sikmeme rağmen, hala daracıktı ve hala ben zorlanıyordum küçük orospumu götten sikmeye. O da bir kez daha acıyla inledi. Ancak, boşalmam da gerekiyordu ve herhangi bir risk olmaması için, Sibel’in hep götüne boşalıyordum. Bu kez, iki elimle o dolgun memelerine yapışarak, iki yana açtığı bacaklarının arasına öyle bir girip, o kalçaların arasına öyle bir abandım ki, neredeyse, taşaklarım da götünden içeriye girecekti. Hem sikimin kalınlığından hem de uzunluğundan bir anda acıyla kafasını havaya kaldırdı. Bunun üzerine yandan uzanıp dudaklarına yapıştım ve emmeye başladım. Memelerini de sıkıyordum ki, götünün acısını daha fazla hissetmesin diye. Bu kez sarsıla sarsıla, küçük orospumun götünün içine boşaldım ve üzerine yığılarak, bir müddet öyle kaldık.
Aradan 10 dakika geçtikten sonra, ben Sibel’i de alıp birlikte duşa gittim. Ablasına da, “Hadi sen de bir şeyler hazırla da, hem yeniden enerji alayım ki, sizi daha güzel sikebileyim…” dedim. Sevgi de, “Sen hiç merak etme patron, ben şimdi hallederim” diyerek, mutfağa yöneldi. Biz de, küçük orospumla, ılık duşun altına girip, biraz oynaşıp biraz birbirimizi sabunlayarak, kendimize gelmeye çalıştık.
Tekrar yatağa kendimizi attık. Bir kedi gibi göğsüme sokularak, başını boynumun altına sokup, uyuklamaya başladı. Ben de, bir yandan onu yavaş yavaş okşuyor, bir yandan da düşünüyordum. Ne kısmetli bir adamım, iki tane ilik gibi kızı aynı anda sikiyorum diye.
Tam ben de gözlerimi kapatmış, uyuklamaya çalışırken, birden dudaklarımın emildiğini hissettim. Gözlerimi hafifçe araladığımda, bir de baktım ki Sevgi eğilmiş, beni dudaklarımdan öpüyordu. Gözlerimi açınca, “Hadi, masayı hazırladım. Gelin de bir şeyler yiyelim” dedi.
Bu sefer ben de Sibel’i öperek uyandırdım. Öyle tatlı uyuyordu ki, zor uyandırabildim. Birlikte masanın başına geçtik. Aldıklarımızla, Sevgi gerçekten sofrayı donatmış, şarabın birini de açmış ve kadehlere doldurmuştu. Ikisinin arasına geçip oturdum ve masada enerji verecek, yiyeceklerden atıştırmaya başladım. Onlar da yiyor, bir yandan da kadehlerimizi tokuşturarak, bir şişe şarabı yarım saat içerisinde bitiriyorduk.
Karnımız doyduktan sonra, bir müddet hazmetsin diye bu sefer salona geçtik. Videoya erotik bir film koyup izlemeye başladık. Kanapede, iki kızı iki yanıma alıp, biraz da mayışmış vaziyette ekrandakini izlemeye çalışıyordum. Ancak, hem şarabın etkisi, hem de filmin etkisi kendini göstermeye başladı. Elimin altında ilik gibi iki kız olunca, benim 23’lük de rahat durur mu? Hafif hafif kafa kaldırmaya başladı. Ilk fark eden Sevgi oldu ve bir aç kurt gibi üzerine atladı. Bir kez daha iki kardeşin arasında küçük bir yarak emme kavgası yaşandı. Bazen kendilerini kaybedip, öyle bir çekiştiriyorlardı ki, canım da acıyordu doğrusu. Bu kez ikisine de birer tokat atarak, “Rahat durun be… Babanızın malı mı bu? Şu işi sırayla yapsanız ölür müsünüz? Ikinizi de sikeceğiz işte…” diye bozuk attım. Bu sefer, Sibel eliyle ablasının ağzına uzattığı yarağımı… “Hah… Şöyle biraz da ikramcı olun” dedim. Sevgi, yalamıyor, adeta sömürüyordu benimkini. Tamamını olmasa bile, yine de yarısını ağzına alıyor, öyle bir emiyordu ki, neredeyse ağzına boşalacaktım. Zorla kafasını kaldırdım. Çünkü, söz verdim, Sevgi’yi bu kez götünden sikecektim.
Iki kız kardeşi yan yana oturtup, bacaklarını da iyice yanlarına aldırdım. Birininki kaymak gibi, diğerinin ki ayva tüylü iki amcık, önümde yalanmayı bekliyordu. Bir Sibel’in, bir Sevgi’nin amcığını doya doya yaladım. Sevgi’yi tutup, “Hadi bakalım. Şu senin götünü de bir tadalım, ne dersin?” diye ters çevirip domalttım. Sevgi de zaten bunu bekliyordu. Hiç itirazsız arkasını dönüp, kafasını kanepeye gömerek, göt deliğinin iyice açılmasını sağladı. Ben de arkasına geçip, hafif hafif göt deliğine sürtmeye başladı. Deliği o kadar daracıktı ki, bu koca aleti şimdi buraya nasıl gömeceğim diye düşünüyordum. Benim bu düşüncemi anlamış gibi, Sibel hemen yanıma gelerek, benimkini ağzına alıp yalamaya başladı. Öylesine bol tükürüklü yalıyordu ki, ilk kez götünden sikerken çektiği acıyı, ablasının çekmesini istemez gibiydi sanki. Iyice yaladıktan sonra, eliyle de ablasının götüne yarağımı dayarken, “Patron unutma, ablam da ilk kez götten sikilecek. Ona göre hareket et tamam mı?” diye talimat vermeyi de unutmadı. Ben de başımla, tamam diyerek, yarağımı ileriye itmeye başladım. Ama nafile… Bir yandan Sibel’e bakıp, “Ne yapayım?” dedim. O da anladı bu şekilde girmeyeceğini, kulağıma eğilip, “Bana nasıl soktuysan, ablama da öyle geçir” dedi fısıldayarak. Ben de, “o zaman sen ablanı dudaklarından öp de, sesi fazla çıkmasın bari” dedim. Gözleriyle, tamam diyerek, ablasının kanepeye gömdüğü kafasını kaldırarak, dudaklarına yumuldu. Sevgi daha ne olduğunu anlayamadan, beline yapışıp bir hamlede kendime çekerken, yarağımı da o hızla ileriye itip, o daracık götün içine girmesini sağladım. Ama, sanırım Sevgi’nin götü Sibel’in götünden daha dardı ve ancak kafası girebilmişti. Sevgi, bir anda ne olduğunu anlayamadı, parmaklarını canının acısıyla kanepeye adeta gömdü. Sibel de, ablasının dudaklarını bırakmamaya çalışarak, bana gözleriyle “devam et” der gibiydi. Bunun üzerine, bir kez daha Sevgi’yi kendime çekip, sikimi de ileriye iterek, bu kez koca yarağımın dibine kadar önümdeki daracık deliğin içine gömülmesini sağladım. Sanırım Sevgi kendinden geçmiş bir vaziyetteydi ve eliyle kanepeyi yumrukluyor, yastıkları mıncıklıyordu. Sibel de ablasının dudaklarını bırakmamaya çalışıp, emiyordu.
Başımla, Sibel’e kenara çekilmesini işaret ettim ve olanca ağırlığımla Sevgi’yi yüzü koyun yatırarak, üzerine abandım. Sevgi, altımda depelenip duruyor, “Tamam ben vazgeçtim. Istemiyorum. Canım çok yanıyor. Çık, geri çık…” diye yalvarıyordu. Artık dibine kadar sokmuşum, bundan sonra bırakırmıyım hiç? Tabii ki bırakmazdım. O altımda debelendikçe ben de daha beter şehvete geliyor, geriye çekip, dibine kadar köklüyordum. Kafasına kadar çekip, dibine kadar daracık götüne soktukça, Sevgi altımda inim inim inliyor, yalvarıyor, “Yapma patron, canım çok acıyor. Ben bu kadar düşünmemiştim, ne olur yapma…” diyordu. Ne yalan söyleyeyim, onun bu yalvarmaları beni daha da fazla tahrik etmekten başka bir işe yaramıyordu. Sibel de ablasına cesaret veriyor, “Tamam canım tamam, bak şimdi zevk almaya başlayacaksın…” diye acısını hafifletmeye çalışıyordu. Bir yandan da bana “devam et” anlamında başını sallıyor, muzip muzip gülüyordu. Anlaşılan ablasının böyle feryat figan götten sikilmesi, benim küçük orospumun da hoşuna gitmişti. Bu arada ben de hiç durmadan, Sevgi’nin daracık göt deliğine girip çıkıyor, onu bir güzel sikiyordum. Artık aradan geçen zaman içinde, Sevgi de alıştı ve o da kalçalarını kaldırarak, bana karşılık vermeye başladı. Bu kez ben Sibel’i ablasının yanına yatırıp, amcığını yalarken, ablasını da götten sikmeye devam ettim. Yine benimkinin kafası zonklamaya, damarları kabarmaya ve boşalma sinyalleri vermeye başlayınca, bu kez bir elimle Sevgi’nin memelerini, bir elimle de amcığına yapışıp, kulağına da, “Ben geliyorum. Hadi birlikte boşalalım tatlım.” Dedim. O da, “Ben de geliyorum. Mahfettin beni patron. Ama hayatımda yediğim en acı ve en tatlı şey bu oldu…” diye karşılık verdi. Kasıklarımı iyice Sevgi’nin kalçalarına yapıştırıp, dibine kadar gömdüğüm yarağımdan, sarsıla sarsıla boşalırken, baktım o da aynı şekilde boşalıyordu…
Bu kez altımda yatan Sevgi’nin üzerine yığıldım kaldım. Kendime gelmem gerekiyordu. Zaten onun da kımıldayacak hali kalmamıştı. Elimin altındaki memesinden, kalbinin küt küt hızlı bir şekilde attığını hissediyordum. Ter içinde kalmıştık ama ikimiz içinde deymişti doğrusu. Kulağına fısıldayarak, “Nasıl hoşuna gittimi benim yarağımı yemek? Beklediğin gibi miydim?” diye sordum. Yüzünü örten saçlarının arasından gözlerini dahi açamadan, “Müthiştin patron. Bugüne kadar hiç böylesine sikilmedim. Sibel ne kadar şanslı bir kızmış meğer. Senin gibi birini bulduğu için… Yalnız, artık ben de nişanlıma veremem. Onunki, seninkinin yanında kürdan gibi kalıyor. Artık o beni tatmin edemez…” diye karşılık verdi.
“Sen ne zaman istersen, ben seni her zaman sikerim. Yalnız, sen Sibel’i ikna et. Sonra huysuzluk çıkartmasın…” dedim.
Bir müddet bu şekilde, benimki Sevgi’nin içinde olduğu halde dinlendik. Sonra yine üçümüz hep birlikte, banyonun yolunu tuttuk





By sikvar16@hotmail.com on Oca 23, 2010 | Cevap
Bursa Lı olgun bayanlar lutfen eklesin, arzulu, doyurulmamış, bakımlı ve ciddi sevişmek ve fantaziler yaşamak isteyenler sadece lütfen.. yaşım 38 ona göre… boL kremalı, 18 cm alet,